erol özyiğit
34 Takipçi | 6 Takip
22 12 2011

HUY DEFTERİ / İHSAN TOPÇU

İhsan Topçu       Erol Özyiğit’in (1972/ Arapgir) beşinci şiir kitabı olan Huy Defteri, bu yıl Dönence Yayınlarından çıktı. Şairin diğer kitapları: Halay (1998), Önce Çocuklar (2001), Saklı Yüz (2004), Acemi Irmak (2006), Şairini Arayan Mektuplar (2008).    Kırk sekiz sayfalık kitap dört bölümden oluşmuş: Benim, Senin, Onun, Ötekinin. Kitaptan edindiğim ilk bilgi şu: Tenhalarda kalarak susup çığlığını saklayan şair, şiir aracılığıyla tenhalık ve suskunluğunu aşmaya çalışıyor; sonunda başarılı oluyor da.    Erol Özyiğit, yarınlarda adından sıkça söz ettireceğine inandığım şairlerden biri; şiir kumaşı sağlam.    Yüz şairimiz yoktur hayatta olanlar içinde, diyenlerden değilim. Bu yaklaşımı bencillik olarak değerlendiriyorum. Tabii ki yarınlara kalmak başka bir şey. Belki böyle diyenler de yarınlara kalmayacaklar. Bilinemez. Burnu büyüklük ve küçümseme, adını duyurmaya çalışan şairlerimizin önünü kesmeye yönelik olup edebiyatımıza kötülük etmektir. Yapıcı olmayan düşüncelerini yayarak yenilerin önünü kesmeye çalışanların boşa kürek çektiklerini söyleyebilirim. Buna kimsenin gücü yetmez. Kendini beğenen bu zatı muhteremler, söylenip dururlar. İşte o kadar.    “Susmak” ve “ölüm” sözcüklerini sıkça kullanıyor şair. Yeryüzünde bir “yabancı”dır o. Anne ve dedesiyle çocukluğu, ayrıca “kavmi” (kendi ifadesiyle) ve “saklanma” düşüncesiyle “ah”ı şiirinin örgüsünü oluşturmuş. Bu cümleyi tamamlayacağına inandığım için, Özyiğit’in yukarıda belirttiğim kitap adlarından... Devamı

22 12 2011

HUY DEFTERİ / HÜSEYİN PEKER

Hüseyin Peker     Erol Özyiğit bugün 38 yaşında. Şiir ömrü Mavi  Liman şiir seçkisinden bu yana çeşitli evreler, arayışlar içinde geçti. Ama bitmedi. Bence Özyiğit bir o kadar  daha arayacak biri. Sanırım 2006 da Cemal Süreya ödülünü aldığı Acemi Irmak'tan bu yana, arayış sürüyor. Şirini bir türlü haiku tipi inceliklerden, Huy Defteri'nde  (2009 Behçet Aysan şiir ödülünü paylaştığı kitabı) karşımıza çıkan özünü arayış serüvenine kadar varıyor.  Söylemiştim bu arama bitmeyecek.     Kitabı, Benim, senin, onun ve ötekinin adlı dilimlere bölerek inceltmesi de bunun eseri. Kederinin borçlu olduğu, doğduğu mekanı kazıyor. Sır'rını arıyor başka deyişle. 'ağaçların uğultusuna uyanırken gönderildim' dediği efsaneden kopmuş bir dille. 'yeniden küsmek için' dediği yaşama açılan kulaçları kuşandığı saatte, dünyayla barışmak, hesaplaşmak adına inceliyor. Özyiğit’in derdi yazmaktan çok incelip şiiri en hafif yerinden kucağına taşımak ve bize üfürmek!   Kendini başka bir dille anlatıyor, çocukluğunu, iki dilde ağlayan annesini, ölmek için kışı bekleyen dedesini, şerle terkettiği yatağını özletiyor. Beyaz, pembe karışımı tüy hafifliğinde bir rüyayı dillendirir gibi. 'sen giderken ben kendimden gittim' dediği bir ermiş dilini kuşanıyor. Silahı bir bulut yumağı kadar sessiz, sandığa kilitlenmiş anıların gıcırtısını hatırlatacak kadar narin.   adım derviş sözü taşlanan kuyulardan geliyorum böyle konuşmayı huy edindim                      ... Devamı